PEGAİ'DEN(Biga) MERHABA


10/2/2010 ·

ÇANAKKALE-BIGA (Pegai) Her sey bir atin kanatlarinda basladi.Ve 4000 yillik tarihe sahip Pegai'den merhaba diyorum.GO TO FUZZYWUZ.COM
Tunalim ( HIS PURE HEART- THE STORY OF PEGASUS )

GO TO NUTTINBUTTSEXXY.COM
GO TO NUTTINBUTTSEXXY.COM
I LOVE YOU

Pegasus- the horse with wings,
Had a spirit of gold,
The only non-god creature,
Whose heart was pure I'm told.

Born from the earth through mixing,
Of Poseidon's foam of sea,
And Gorgon Medusa's blood,
He rose up to immortality.

Engaged in a contest on Mount Helicon,
Pierus' daughters versus muses nine,
Darkness fell on the mountain,
As the daughters sang in rhyme.

'Twas the “Song of the Muses”,
Listened with joy the sky and sea,
Even the mountain began to rise up!
For their songs were filled with glee.

But from the advice of Poseidon,
Pegasus stopped its heavenly climb,
From his kick arose Hippocrene,
”Spring of inspiration” for all time.

Pegasus was called "Thundering Horse"
Symbol of the blooming of spring,
And he carried Zeus' thunderbolts,
Lightening thunder and rain he'd bring.

Hero-Bellerophon rode him in battle,
Against Khimara the fire-breathing foe,
Then he tried to make Pegasus fly,
To where no mortal man could go.

And Zeus was not amused at this,
So an insect bite he sent,
And Pegasus bucked off Bellerophon,
Tumbled off him a fatal descent.

Pegasus continued to wing his way,
To the palace of Zeus he'd soar,
And because he was pure in heart,
He could enter the Greek-gods door.

Pegasus shall always be with us,
A constellation in heavens above,
Given immortality into the stars!
He's inspiration and infallible love.                ( Britney Spears)
 Bar Rafaeli Pictures                                                                                   (Bar Rafaelli   )                                                                                                                                                                                                                                                          Sevgi en anlasilmaz seydir,seversin anlatamazsin,sevilirsin anlayamazsin.
Size seker gibi tatli bir hayat diliyorum.Sevgiler ve saygilar...Tunalım

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : aşk,sevgi,tarih

SEVGİLERİN YAŞANDIĞI GÜZEL MEKANLAR


10/2/2010 · Kategori: Doga manzaralari

 

Belgrad Ormanı-İstanbul

İstanbul’un yanıbaşında, İstanbul dışına kaçış…

İstanbul’un yanıbaşında, İstanbul dışına kaçış…

İstanbul’un yanıbaşında, İstanbul dışına kaçış…

Bir büyükşehirde hapsolmak nedir pek çoğumuz biliyoruz. Bu şehrin sınırlarından çıkıp gitmek, romantik ufak kaçamaklar yapmak kim istemez ki? İşte size en basit ve en romantik çözümlerden biri; Belgrad Ormanı.

 

İstanbul’un hemen kuzeyinde bulunan ve toplu ulaşımı kullanarak da rahatça erişebileceğiniz Belgrad Ormanı, kış günlerinin en romantik manzaralarıyla sizleri bekliyor. Birbirinden konforlu yürüyüş parkurlarıyla uzun yıllardır perde arkasında kalmış olan Belgrad Ormanı, yavaş yavaş yeniden eski popülaritesini kazanmaya ve İstabulluların kaçamak noktalarından biri olmaya başladı bile.

 

Ormanın olağanüstü güzelliğine sırtınızı dayayıp Sevgililer Günü’ne özel romantik bir yürüyüş yapabilir, bentleri dolaşabilir ve dönüş yolunda orman içinde ya da yol üstünde yer alan kır restoranlarından birinde harika bir yemek yiyebilirsiniz.

Kız Kulesi-İstanbul

Hüzünlü bir aşk hikayesi

Hüzünlü bir aşk hikayesi

Hüzünlü bir aşk hikayesi

Hakkında ne efsaneler anlatıldı, ne rivayetler türetildi… Ama o, 2000 yılı aşan geçmişiyle İstanbul Boğazı’nın incisi olarak yerinde duruyor. Kız Kulesi! Kökeni, mitolojik olarak bir aşk hikayesine dayandırılan gerçek bir sevgi abidesi.

 

Ovidius’un bizlere aktardığı efsaneye göre, bir Afrodit rahibesi olan Hero, günün birinde Leandros adlı bir gence aşık olur. Hero’nun yaşadığı kule de gençlerin gizlice buluştukları bir aşk cennetine döner. Leandros her gece boğazın sularını yüzerek geçer ve kulede sevgilisiyle buluşurmuş. Hero da her gece hava karardıktan sonra, Leandros yolunu bulabilsin diye bir fener yakarmış. Ancak bir gece, rüzgarın etkisiyle fener sönmüş ve Leandros yolunu bulamayarak boğazın sularında hayatını kaybetmiş.

 

Bu efsane her ne kadar hüzünlü bir aşkı dile getiriyor olsa da, Kız Kulesi hala tüm aşıklar için cazibesini koruyor.

Atakule-Ankara

Bir şehrin hatta o şehre olan aşkın simgesi

Bir şehrin hatta o şehre olan aşkın simgesi

Bir şehrin hatta o şehre olan aşkın simgesi

Aşk, ne olduğu belli cümlelerle ifade edilebilecek bir olgu mudur? Kesinlikle öyle düşünmeyeceğinize eminiz. Aşkın türlü türlüsü vardır. İşte Atakule’de bu aşklardan birinin, Ankara’ya duyulan aşkın sembolü. Ankara şehrinin merkezinde, botanik parkının hemen üzerinde yükselen 125 metrelik bir dev olan Atakule, bu güzel her şehrimizi resmen kucaklamakta, bağrına basmaktadır.

 

1989 yılında, Ankara’nın başkent oluşunun 66. Yılında, 13 Ekim’de hizmet vermeye başlayan Atakule artık bu şehrimizin sembolü halini almıştır. 87. Metresinde bir seyir terası bulunan Atakule’nin hemen bir alt katında ise bir restoran yer alıyor. Doyasıya Ankara manzarası izledikten sonra kendinizi bu güzle restorana atabilir ve sevgilinizle harika bir yemek yiyebilirsiniz.

 

Ancak planınız bunu 14 Şubat’ta gerçekleştirmek ise, rezervasyon yaptırmayı kesinlikle unutmayın. Sevgililer Günü’ne özel bir akşam düzenleyen restoranda kemanlar olağanüstü romantik parçalar çalıyor ve yolu Ankara’dan geçen tüm aşıklar bu geceyi Atakule’nin döner restoranında şehrin büyüsünün lezzetini de çıkararak geçirmek istiyor.  Kaynak:MSN --TUNALIM...

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : sevgi,yaşam

DÜNYADAN AİLE HAYATI(the family)


10/2/2010 · Kategori: Doga manzaralari

 

 

 

The family is a haven in a heartless world.

 

   

wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image


wait 2 secs to reload the image

  TUNALIM    NOt:Bu resimler Flipinler'den arkadaşım Prof.Dr.Liway Cruz tarafından bana gönderilmiştir.Filipinler'de aile yaşamını resmediyor.Saygılarımla

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : hayat,çalışma

İNANCIN SEVDA ADASI...


21/12/2009 · Kategori: din


 
 

bayrak.gifho_geldiniz.gif    

        Var olmak için ne dosta ne de düşmana ihtiyacın olsun.Bir tek şeyin olsun..."insiyatifin"..eğer bir kişinin "insiyatifi" varsa, o kişi "insan" demektir.Eğer bir topluluğun "insiyatifi" varsa, o topluluk bir kalabalık değil , bir "millet demektir.

      Bizim en büyük karakterimiz "dost" olmaktır.Kendimize dost, Yaradan 'a dost, yaradılana dost, hakka-hakikate dost.Dostluk sevgi ile, muhabbetle başlar, yine bunlarla serpilir büyür. Bu sevginin kaynağında ise en büyük sevgi, Alemlerin Rabbi 'ne sevgi vardır.

Biz çağlar boyu bu sevgiyi ispat etmiş, bu sevgiyi yaşamış ve yaymıştık.Ya şimdi ?

Sevgi ispat ister. İspat edilmeyen sevgi laftan öteye geçmez. Sevginin ispatı hayata yansıması, kuşatması iledir. Bunun için Rabbimiz şöyle buyurmuştur : "De ki: Eğer Allah 'ı seviyorsanız, bana uyunuz. Böylece Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın..." (Âl-i İmran,31) İşte her şeyin sahibi sevginin ispatını istiyor. O'nun dostluğunu, affını kazanmak istiyorsak, Efendimiz s.a.v.'in rehberlik ettiği bir hayatı yaşamaya çalışacağız. Ve o zaman "biz" olacağız. O zaman dost olacak, dost kalacağız. Ve o zaman, insanoğlunun ulaşabileceği en büyük nimete, Cenab-ı Mevlâmız'ın sevgisine, affına mazhar olacağız.
Sevginin ispatı demiştik. Kardeşlerimize sevgimizin de ispatı gerekir. Dostum dediğimiz, arkadaşım diye sarıldığımız insanlara olan sevgimizin...
Sahi, içimizden biri hastalandığında ne yapıyoruz? Düğününde neredeyiz?Cenazesinde? O sıkıntılar içinde kıvranırken biz neredeyiz? Desteğimiz nerede, kimlere? Evine en son ne zaman gitmiştik?
Kendimiz olabilmek, kendimiz kalabilmek bu soruların cevaplarında saklı.
Biz "denge" kavramını hayatına nakşetmiş insanlarız. (Ya da öyleydik de şimdi değilmiyiz?) Ne cimrilik, ne savurganlık... Ne korkaklık, ne cüretkârlık... Ne ataklık, ne atalet... Ne hırs, ne boşvermişlik... Ne kibir, ne eziklik... Biz "vasat"; orta yolda giden, itidal içinde yaşayan bir milletiz.
Peki hayattan, insanlardan beklentilerimizde de itidali miyiz?
Bize hayat ilkemizi rehberimiz Peygamberimiz öğretti : "Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir..." (Buharî, Müslim) Sahi hâlâ böylemiyiz?
Dostlarımız, çevremizdeki insanlar, yüzümüze baktıklarında tebessümümüzle rahatlıyor mu hâlâ ? Yoksa yüzlerimizde dünya ehlinin alemi fesada götüren tatminsizliğinden bir gölge mi bulaşmış?
Rasul-i Ekrem s.a.v. "Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi bir iyiliği bile sakın küçük görme!"(Müslim) buyruğundaki tebessümün değerini biliyoruz değilmi? Güzel söz hâlâ sadaka değerinde, değil mi?
Biz, Sevgililer Sevgilisi s.a.v. 'in öğrettiği kardeşlik hukukuna riayet ettiğimiz ölçüde kendimiz olacağız, kendimiz kalacağız.
O hukuku hayatımızdan çıkardığımız gün ise, yaşadığımız zillete kendimiz de şaşıracağız.
VE AYNAYA BAKTIĞIMIZDA KENDİMİZİ TANIYAMAYACAĞIZ....

ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN
ÜLKÜDASIM HOSGELDIN

 

 

 

 

                                    KUŞLARIN      ADASI
 
 

 

      






 
 
Tanınmış gezgin Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde, çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamlarına son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken, çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı.

     Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil, o bölgede ki balıkçılarda yıllardır tanık olmuşlardı. Kuş bilimcileri ise, yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar, fakat onların, birbirleri peşisıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının nedenini bir türlü çözemiyorlardı.

     Gerçek, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında anlaşıldı. Bu trajik olayın yaşandığı yerde bir zamanlar bir ada vardı. Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu ada, bir deprem sonunda, okyanusa gömülmüştü. İnsanların, yok olduğunun bile ayırdına varamadıkları ada, göç yollarının ortasında kuşlar için vazgeçilmez "dinlenme" durağıydı. Kuşlar binlerce yıllık kalıtımsal alışkanlıklarıyla adanın yerini bilmekteydiler ve yıpratıcı, uzun yolculuklarının ortasında, biraz dinlenebilmek ve toparlanabilmek için, yine binlerce yıllık kalıtımsal güdüleriyle, okyanusun ortasındakiadaya geliyorlardı ama... Olması gereken yerde adayı bulamayınca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına bırakmak zorunda kalıyorlardı.

     Söz kendini toparlamaktan açılmışken soralım. Sizin hiç "kendinizi toparlayacağınız" bir adanız oldumu? Yaşamın uzun "göç yolları"nda acaba, sizinde bir yudum taze soluk alabileceğiniz, yolunuzun kalan bölümüne dinç olarak devam etmenizi sağlayabileceğiniz bir adaya sahip olabildiniz mi? Birgün yerinde bulamadığınızda ise, ona illede ulaşmak ve sığınmak için başınız dönercesine, dengeniz bozulurcasına çırpınıp kanat çırptığınız bir ada yaratabildiniz mi yaşamınızda kendinize?

     Herşeyi sınırsızca paylaşabildiğiniz bir dost, yola birlikte çıkacak denli güven duyduğunuz bir arkadaş, size her zaman huzur verecek bir eş, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi? Şöyle daha bir iyi bakın çevrenize... Size gelen, size sığınan...Sizin gittiğiniz, sizin sığındığınız...Sizin bulduğunuz dostlarınızı bir düşünüverin. Sonra da bir gerçeği görüverin gözlerinizle:

     Sizin durup , soluklandığınız ve kendinizi toparlayabildiğiniz kaç
adanız var çevrenizde ve... Durup, sığınmak ve kendilerini
toparlayabilmek gereksinimi duyan kaç dostunuz için siz bir adasınız?

TUNALIM




Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : islam,sevgi,saygı,ahlak,inanç

Biga Tanıtım Filmi


21/12/2009 · Kategori: Videolar


I.Bigalılar Zirvesi'nde gösterilen Biga Tanıtım Filmi... (2004) © By skb [www.bigahaber.com]  

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : biga,tanıtım,video

« Önceki ::